Sizi Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri’ne Bekliyoruz!

Ahmet Alp Balkan tarafından 17 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Etkinlik, Hayatın İçinden)   Yorum Yazılmamış »

Yaklaşık 2 aydır durmadan organizasyonu için çalıştığım büyük bir etkinlik var. Kısaca “Pardus Günleri“.

Geçen sene Atılım Üniversitesi’nde düzenlenen bu etkinliği bu sene TBD Genç Ankara ve Bilkent IEEE CS organizasyonuyla düzenliyoruz. 23-24 Mart 2010′da saat 12.30-18.00 arasında 2 günde toplam 8 oturum olacak ve 4 etkinliğe katılana “katılımcı belgesi” de verilecek.

Çok detaylı ve mükemmel bir etkinlik programımız var. Fakat gelmek istiyorsanız online kayıt yaptırmayı kesinlikle unutmayınız. Etkinliğe gelecekseniz benimle tanışmayı da ihmal etmeyin! ;)

Pardus ve Linux ile ilgili arkadaşları da varsa bloglarında bu etkinliğin haberini yapmaya davet ediyorum. Basın bölümünde gerekli materyaller var.

Umarım IEEE ve TBD Genç Ankara başarılı bir şekilde etkinliği gerçekleştirebiliriz. :) Etkinlikte görüşmek üzere.
Etkinlik sitesi: http://2010.pardusgunleri.org/
Etkinlik programı: http://2010.pardusgunleri.org/program
Ulaşım: http://2010.pardusgunleri.org/ulasim
Kayıt: http://2010.pardusgunleri.org/kayit


Ankara Blog Yazarları Mart 2010 Buluşması

Ahmet Alp Balkan tarafından 9 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Etkinlik)   1 Yorum »

İnternet ve Blog Yazarları Derneği‘nin 14 Mart 2010′da saat 15.00′da Koliba Cafe‘de buluşması olacak.

Geleneksel bir toplantı ve keyifli geçiyor.  Blog yazan/yazmayan, Ankara’daki blogcularla tanışmak isteyen herkesi bekleriz. Katılım herkese açıktır, ben de orada olacağım. Gelirseniz beni bulmayı, tanışmayı ihmal etmeyin :)

[ayrıntılar] [facebook etkinlik sayfası]


TBD Genç Ankara Genç Bilişimcilerle Buluşuyor

Ahmet Alp Balkan tarafından 8 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Etkinlik, Hayatın İçinden)   Yorum Yazılmamış »

TBD Genç Ankara

Türkiye Bilişim Derneği’nin Ankara Şubesi altında bir çalışma grubu olarak kurulan TBD Genç Ankara, bilişime meraklı üniversite öğrencileri ve gençleri birlikte çalışmaya davet ediyor.

1971′de kurulan Türkiye Bilişim Derneği, bugün 10.000 kadar üyeye sahip ve devlet kararıyla birlikte “Kamu Yararına Çalışan Dernekler” statüsünü almıştır. TBD Genç ise Ankara, İstanbul, Samsun gibi birkaç şehirde aktif olarak faaliyet göstermekte olan ve TBD’nin üniversite öğrencilerini faydalı amaçlar doğrultusunda örgütlemek amacıyla oluşturduğu çalışma grubudur. TBD Genç de her sene üniversite öğrencilerine fayda sağlayan bir çok etkinlik düzenlemektedir.

TBD Genç Ankara, yeni üyeleriyle tanışmak ve çalışma gruplarını belirlemek amacıyla 13 Mart 2010 günü saat 14.00‘da Ankara Ansera AVM’de toplanacak. Üyelerle tanışma toplantısından önce ve sonra da “Katmanlı Yazılım Mimarisi” ve “Yazılım Geliştirme Süreçleri: Agile Modeling” konulu seminerler gerçekleştirilecek. Etkinlik aralarında çay-kahve ikramı da olacak.

Program ve ulaşım detaylarını http://bit.ly/cphN1L adresinde bulabilirsiniz.

Eğer siz ve arkadaşlarınız da Türkiye’nin en büyük bilişim derneği çatısı altında çalışmak ve geleceğinize yön verebilecek bir çok etkinliğe imza atmak üzere bizimle çalışmak istiyorsanız bu toplantıyı kaçırmayın. TBD Genç’in e-posta grubu şu adreste: http://groups.google.com/group/tbd-genc-ankara/

Bir süredir sürdürdüğüm TBD Genç Ankara Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden oldukça gurur ve mutluluk duyuyorum. Unutmamak gerek ki bilişim sektörünün ihtiyaç duyduğu çalışan tipi, sadece işini yapan değil; bunun yanında sosyal ve iletişim yönü kuvvetli, takım çalışmasını benimseyen, konuşma ve sunum yeteneğine sahip çalışan modeline dönüşüyor. Siz ve arkadaşlarınız ile birlikte çalışmak bizim için de gerçekten önemli. Bir çok büyük işe imza atmak için sizleri de tanışma toplantısında görmekten büyük mutluluk duyacağız. Hatırlatmakta da yarar var ki TBD Genç’in eski dönemlerinden bir çok kişi Türkiye Bilişim Derneği üyesi işverenlerden staj ve iş imkânı buldular. Bilişim sektöründeki bir çok patronun da üyesi olduğu TBD çatısı altında bulunmanın sizlere de bir çok faydası olacağından eminim.

Etkinliklerimizde görüşmek dileğiyle. :) Eğer blogumun takipçisiyseniz ve etkinliğe gelmeyi düşünüyorsanız oralarda beni bulup tanışmayı ihmal etmeyin :)


mySchoolog’dan Öğrendiklerim

Ahmet Alp Balkan tarafından 5 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Hayatın İçinden, Müşteri-Kullanıcı Algısı, Site İncelemeleri)   15 Yorum »

Hikaye 2007 yılında Web 2.0 kelimesinin Türkiye’de kullanılmaya başlandığı ilk zamanlara dayanıyor. Daha doğrusu ne olduğuna dair mantığın dünyada anlaşıldığı zamanlardan bir yada iki yıl sonrasına… Lise 2′de okuyorum ve Romanya’da uluslar arası bir programlama yarışması olduğunu öğreniyorum. Buna katılmak için bir proje düşünüyorum. O zamanlarda da Ajax gibi teknolojiler revaçta. Bişiy yaparım ben bunla ki düşüncesiyle bir web projesi yapmaya başlıyorum. Konu da öğrencilerin okul hayatlarını internet üzerinden yönetebilmesi için tasarlanan, her yerden erişilebilen, pratik bir web servisi. Sonra mySchoolog doğdu.

Hata 1: Web 2.0′ı yanlış anlamak

Web 2.0, Web 3.0, Web x.0… ne olduğu hiç fark etmez. Öncelikle metodolojiden ziyade trendin felsefesiyle ilgilenmelisiniz. Fiziksel özellikler çabuk değişir fakat bir trendi ayakta tutan insanların zihniyetidir, kullanıcı alışkanlıklarıdır. Örneğin Web 2.0 dendiğinde akla gelen şeyler aşağı yukarı şunlardı:

  • İçeriği kullanıcı üretecek
  • Güzel bir logo olacak, logonun aşağıya doğru ters ayna görüntüsü olacak
  • Kullanıcılarla iletişim kutucukları pop-up şeklinde açılacak
  • Renkli container’ların ve kutucukların köşeleri yuvarlak olacak
  • 10pt-12pt gibi ufak yazılar kullanmak yerine daha kısa öz ve rahat okunabilen yazılar.
  • İçerik etiketleme, içeriğin diğer kullanıcılarla paylaşımı (sosyal ağ mantığı)
  • Sayfa baştan yüklenmeden değişen dinamik içerikler (Ajax)
  • Her web servisinin bir blog’u olacak. Blog olmasa bile çeşitli konularda RSS sağlanacak.

Bu tip bir çok web 2.0 karakteristiği mySchoolog’da oldukça güzel bir şekilde uygulanıyordu. Fakat kullanıcıların %90′ının umrunda olmayan şeyler bunlar. Kullanıcı alışkanlıklarını kazanabilen, basitliği ve yüzeyselliği sağlayabilen siteler rakiplerine göre maça önde başlıyorlar. Önemli olan teknik altyapı veya ufak detaylar değil, kullanıcının sistemi niye kullanması gerektiğidir, sistemin uygulanabilirliğidir (fizibilitesidir).

Her şeyden önce uygulanabilir ve tutacak fikri bulmak oldukça önemli.

Hata 2: Az bilgiyle çok iş yapmak

Dönüp mySchoolog yazılımının kaynak kodlarına baktığımda kendim bile anlayamadığım bir sistem mevcut. Öncelikle sistemi kodlayacak yazılımcı(lar)ın kullanacakları programlama diline, veritabanı teknolojilerine hakim olmaları gerek. Yazılımcı, programlama dilinin design pattern’larını (tasarım örüntüleri – arayüz tasarımı ile ilgili bir konu değildir) iyi bilmeli ve piyasadaki en kullanışlı ve proje sürecinde en uygun adaptasyonu sağlayabilecek framework’leri kullanmalıdır. Kullandığı dilde piyasadaki en son gelişmeleri bilmelidir.

Örneğin ben yarım yamalak PHP bilgimle ve MySQL kullanımımla bir sistem ortaya çıkarmıştım fakat sonradan bir çok test yapmak zorunda kaldım. Kimi bug’ı kendim buldum, kimilerini de kullanıcı bildirimleri sayesinde öğrendim. Fakat yazdığım uygulama 10,000 kullanıcıda şimdiye kadar sorun çıkarmasa da aynı anda sitede gezen 50 kişi belki de kaos olacaktı. Bu yüzden eğer altyapı kodlanacaksa işin eri birinin bunu yapması gerek.

Arayüz tasarımı konusu ise başlı başına bir bela idi. Oturup uzman olmadığım XHTML, CSS, JavaScript gibi konularda bir şeyler öğrenmeye çalışarak bir arayüz çıkardım. Hala kendi yaptığım arayüzü (duygusal bağlarımdan ötürü) seviyorum, fakat bir çok tasarımcıya göre tam bir felaket. Birkaç görüntü atraksiyonu yapabilmek için harcadığım o kadar zamanın bugün bana kattığı bilgi açısından boşa gitmediğini düşünüyorum. Ben javascript kütüphanesi olarak prototype+script.aculo.us kullanıyordum fakat bugün jQuery’e eklenen ufak tefek eklentiler benim saatler verip yaptığım ve bug içeren şeyleri neredeyse sorunsuz olarak sunuyolar. Belki de o zaman jQuery’den haberdar değildim, piyasayı iyi araştırmamışım bu benim hatam. Arayüz işini de konuyu bilen yapmalıdır. Devamını Oku »