Ahmet Alp Balkan tarafından 8 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır. (Etkinlik, Hayatın İçinden) Yorum Yazılmamış »

TBD Genç Ankara
Türkiye Bilişim Derneği’nin Ankara Şubesi altında bir çalışma grubu olarak kurulan TBD Genç Ankara, bilişime meraklı üniversite öğrencileri ve gençleri birlikte çalışmaya davet ediyor.
1971′de kurulan Türkiye Bilişim Derneği, bugün 10.000 kadar üyeye sahip ve devlet kararıyla birlikte “Kamu Yararına Çalışan Dernekler” statüsünü almıştır. TBD Genç ise Ankara, İstanbul, Samsun gibi birkaç şehirde aktif olarak faaliyet göstermekte olan ve TBD’nin üniversite öğrencilerini faydalı amaçlar doğrultusunda örgütlemek amacıyla oluşturduğu çalışma grubudur. TBD Genç de her sene üniversite öğrencilerine fayda sağlayan bir çok etkinlik düzenlemektedir.
TBD Genç Ankara, yeni üyeleriyle tanışmak ve çalışma gruplarını belirlemek amacıyla 13 Mart 2010 günü saat 14.00‘da Ankara Ansera AVM’de toplanacak. Üyelerle tanışma toplantısından önce ve sonra da “Katmanlı Yazılım Mimarisi” ve “Yazılım Geliştirme Süreçleri: Agile Modeling” konulu seminerler gerçekleştirilecek. Etkinlik aralarında çay-kahve ikramı da olacak.
Program ve ulaşım detaylarını http://bit.ly/cphN1L adresinde bulabilirsiniz.
Eğer siz ve arkadaşlarınız da Türkiye’nin en büyük bilişim derneği çatısı altında çalışmak ve geleceğinize yön verebilecek bir çok etkinliğe imza atmak üzere bizimle çalışmak istiyorsanız bu toplantıyı kaçırmayın. TBD Genç’in e-posta grubu şu adreste: http://groups.google.com/group/tbd-genc-ankara/
Bir süredir sürdürdüğüm TBD Genç Ankara Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden oldukça gurur ve mutluluk duyuyorum. Unutmamak gerek ki bilişim sektörünün ihtiyaç duyduğu çalışan tipi, sadece işini yapan değil; bunun yanında sosyal ve iletişim yönü kuvvetli, takım çalışmasını benimseyen, konuşma ve sunum yeteneğine sahip çalışan modeline dönüşüyor. Siz ve arkadaşlarınız ile birlikte çalışmak bizim için de gerçekten önemli. Bir çok büyük işe imza atmak için sizleri de tanışma toplantısında görmekten büyük mutluluk duyacağız. Hatırlatmakta da yarar var ki TBD Genç’in eski dönemlerinden bir çok kişi Türkiye Bilişim Derneği üyesi işverenlerden staj ve iş imkânı buldular. Bilişim sektöründeki bir çok patronun da üyesi olduğu TBD çatısı altında bulunmanın sizlere de bir çok faydası olacağından eminim.
Etkinliklerimizde görüşmek dileğiyle.
Eğer blogumun takipçisiyseniz ve etkinliğe gelmeyi düşünüyorsanız oralarda beni bulup tanışmayı ihmal etmeyin
Ahmet Alp Balkan tarafından 5 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır. (Hayatın İçinden, Müşteri-Kullanıcı Algısı, Site İncelemeleri) 15 Yorum »
Hikaye 2007 yılında Web 2.0 kelimesinin Türkiye’de kullanılmaya başlandığı ilk zamanlara dayanıyor. Daha doğrusu ne olduğuna dair mantığın dünyada anlaşıldığı zamanlardan bir yada iki yıl sonrasına… Lise 2′de okuyorum ve Romanya’da uluslar arası bir programlama yarışması olduğunu öğreniyorum. Buna katılmak için bir proje düşünüyorum. O zamanlarda da Ajax gibi teknolojiler revaçta. Bişiy yaparım ben bunla ki düşüncesiyle bir web projesi yapmaya başlıyorum. Konu da öğrencilerin okul hayatlarını internet üzerinden yönetebilmesi için tasarlanan, her yerden erişilebilen, pratik bir web servisi. Sonra mySchoolog doğdu.
Hata 1: Web 2.0′ı yanlış anlamak
Web 2.0, Web 3.0, Web x.0… ne olduğu hiç fark etmez. Öncelikle metodolojiden ziyade trendin felsefesiyle ilgilenmelisiniz. Fiziksel özellikler çabuk değişir fakat bir trendi ayakta tutan insanların zihniyetidir, kullanıcı alışkanlıklarıdır. Örneğin Web 2.0 dendiğinde akla gelen şeyler aşağı yukarı şunlardı:
- İçeriği kullanıcı üretecek
- Güzel bir logo olacak, logonun aşağıya doğru ters ayna görüntüsü olacak
- Kullanıcılarla iletişim kutucukları pop-up şeklinde açılacak
- Renkli container’ların ve kutucukların köşeleri yuvarlak olacak
- 10pt-12pt gibi ufak yazılar kullanmak yerine daha kısa öz ve rahat okunabilen yazılar.
- İçerik etiketleme, içeriğin diğer kullanıcılarla paylaşımı (sosyal ağ mantığı)
- Sayfa baştan yüklenmeden değişen dinamik içerikler (Ajax)
- Her web servisinin bir blog’u olacak. Blog olmasa bile çeşitli konularda RSS sağlanacak.
Bu tip bir çok web 2.0 karakteristiği mySchoolog’da oldukça güzel bir şekilde uygulanıyordu. Fakat kullanıcıların %90′ının umrunda olmayan şeyler bunlar. Kullanıcı alışkanlıklarını kazanabilen, basitliği ve yüzeyselliği sağlayabilen siteler rakiplerine göre maça önde başlıyorlar. Önemli olan teknik altyapı veya ufak detaylar değil, kullanıcının sistemi niye kullanması gerektiğidir, sistemin uygulanabilirliğidir (fizibilitesidir).
Her şeyden önce uygulanabilir ve tutacak fikri bulmak oldukça önemli.
Hata 2: Az bilgiyle çok iş yapmak
Dönüp mySchoolog yazılımının kaynak kodlarına baktığımda kendim bile anlayamadığım bir sistem mevcut. Öncelikle sistemi kodlayacak yazılımcı(lar)ın kullanacakları programlama diline, veritabanı teknolojilerine hakim olmaları gerek. Yazılımcı, programlama dilinin design pattern’larını (tasarım örüntüleri – arayüz tasarımı ile ilgili bir konu değildir) iyi bilmeli ve piyasadaki en kullanışlı ve proje sürecinde en uygun adaptasyonu sağlayabilecek framework’leri kullanmalıdır. Kullandığı dilde piyasadaki en son gelişmeleri bilmelidir.
Örneğin ben yarım yamalak PHP bilgimle ve MySQL kullanımımla bir sistem ortaya çıkarmıştım fakat sonradan bir çok test yapmak zorunda kaldım. Kimi bug’ı kendim buldum, kimilerini de kullanıcı bildirimleri sayesinde öğrendim. Fakat yazdığım uygulama 10,000 kullanıcıda şimdiye kadar sorun çıkarmasa da aynı anda sitede gezen 50 kişi belki de kaos olacaktı. Bu yüzden eğer altyapı kodlanacaksa işin eri birinin bunu yapması gerek.
Arayüz tasarımı konusu ise başlı başına bir bela idi. Oturup uzman olmadığım XHTML, CSS, JavaScript gibi konularda bir şeyler öğrenmeye çalışarak bir arayüz çıkardım. Hala kendi yaptığım arayüzü (duygusal bağlarımdan ötürü) seviyorum, fakat bir çok tasarımcıya göre tam bir felaket. Birkaç görüntü atraksiyonu yapabilmek için harcadığım o kadar zamanın bugün bana kattığı bilgi açısından boşa gitmediğini düşünüyorum. Ben javascript kütüphanesi olarak prototype+script.aculo.us kullanıyordum fakat bugün jQuery’e eklenen ufak tefek eklentiler benim saatler verip yaptığım ve bug içeren şeyleri neredeyse sorunsuz olarak sunuyolar. Belki de o zaman jQuery’den haberdar değildim, piyasayı iyi araştırmamışım bu benim hatam. Arayüz işini de konuyu bilen yapmalıdır. Devamını Oku »
Ahmet Alp Balkan tarafından 2 Şubat 2010 tarihinde yazılmıştır. (Hayatın İçinden, Site İncelemeleri) Yorum Yazılmamış »
Takip ettiğim development bloglarından sonra programlama gibi teknik konularla ilgisi olmayan eğlenceli blogları da yazmaya karar verdim. İşte şimdi klasik bir listeye hazır olun. (aşağıdaki bloglar arasında herhangi bir sıralama yapmadım)
- Webrazzi: Türk web girişimleri ve internet pazarından gelişmeler, dünya pazarından güzel haberler.
- Farketing: Pazarlama üzerine kısa kısa düşünceler.
- Uğur Özmen: İş hayatı ve başka bir kaç konu üzerine güzel yazılar.
- xkcd: Geek işi hoş karikatürler.
- Turkcell Blog: Turkcell’in resmi şirket blogu.
- Eatliver: Komik resimler ehehe.
- The Next Web Türkiye: Webrazzi gibi ama bazen daha farklı hoş piyasa haberleri.
- Fikir Bulutu: Bazen güzel fikirler hakkında yazılar.
- Erhan Erdoğan: Sosyal medya ve web piyasasına dair incelemeler, öngörüler.
- mObsession: Mobil dünya üzerine güzel yazılar.
Bunlar dışında Güneşin Tam İçinde, Fikir Atölyesi, Nahnu, Bobiler de güzel rss feed’lerine sahip kültürel yanınızı geliştiren zaman geçirgeçleri
Aslında çok da düzenli blog okumadığımı fark ettim.
Ahmet Alp Balkan tarafından 28 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır. (Bilgisayar & Teknoloji, Hayatın İçinden, Site İncelemeleri) 15 Yorum »
Bir süredir içimden takip ettiğim development bloglarını sizlerle paylaşmak geliyordu. Siz de rss readerınız ile takip edebilirsiniz. Herhangi bir sıralama yapmadım.
- Base Teknoloji: Güzel makaleler geliyor arada, keşke daha sık yazılsa.
- İleriSeviye Blog: Emre Sevinç tarafından tutulan güzel bir blog. NLP ve open source hakkında güzel şeyler çıkabiliyor.
- Android Developers Blog: Android platformundan ve yeni SDK’lardan haberler.
- Google Research Blog: Google’ın Computer Science disiplinlerine katkıda bulunduğu alanlar ve çıkardığı paper’lar hakkında ufak yazılar.
- Google Code Blog: Her developer’ın takip etmesi gereken, Google API’ları ve developer tool’ları hakkında haberler.
- Invalid Opcode: Orta yaşa yaklaşmış bir fizikçi abimiz tarafından yazılıyor. Daha düne kadar eleştiri ve yorumlara kapalıydı. Şimdi açılmış daha interaktif, daha iyi olmuş. Güzel makalelere ve projelere linkler verilebiliyor.
- Karalamalar: Emre Erkan’dan güzel bir blog. Kulak dolgunluğu edinilebilir.
- Bulutlararası: Cloud computing ile çok ilgisi yok ama piyasadan güzel gelişmeler bildiren bir blog.
- Scripting News: RSS’nin ve podcast’in mucidi Dave Winer’dan güzel sohbetler.
- InfoQ: Üye olup istediğiniz konularla ilgili feed’ler alabiliyorsunuz. Yazılım süreçleri ve enterprise konular içeren bir blog.
- High Scalability: Ölçeklenebilirlik üzerine güzel bir blog. Sık ve güzel yazılar yazılıyor.
- Bilal Akçay: Kulak dolgunluğu.
- Derin Deli Mavi: Yazanıyla (bluekid) henüz tanışmadığım ama tez zamanda tanışmak istediğim bir blog. Computer Vision ve AI üzerine güzel yazılar, makaleler, projeler yazılıyor. Okunası…
- Facebook Engineering’s Facebook Notes: Facebook’un development blogu desek yeridir belki de. Güzel optimizasyon teknikleri düşüyor.
- Abhi’s Weblog: Hindistanlı bir kardeşimizden PHP ve Memcached üzerine güzel yazılar.
- Bilgisayar Kavramları: Her eve lazım, algoritmalar, trickler, süper şeyler blogu. Sadi Evren Şeker tarafından yazılıyor. Öğrenecek çok şey olduğunu hatırlatan 800+ yazıya sahip ciddi bir blog. Hep yazılsın, hiç kapanmasın.
- void page: Nurettin Onur’un blogu. Kulak dolgunluğu olsun diye okumak gerek.
Ek olarak Burcu Doğan (Observed), Hüseyin Mert, Ahmet Kakıcı, Coding Horror takip etmekte de yarar var. Atladığım varsa kimse kusura bakmasın
Sizlerin de önerilerini duymak isterim. Sizler bunlara benzer hangi blogları takip ediyorsunuz?
Not: Resim “Coder girl” şarkısının klibinden. İzlemek için tıklayın.
Ahmet Alp Balkan tarafından 1 Ağustos 2009 tarihinde yazılmıştır. (Hayatın İçinden) 6 Yorum »
Bugün mutlu bir günümdeyim ve size zamanın ötesinden bir yazı hazırladım. Takip etme şerefinde bulunduğum 5 FriendFeed kullanıcısını size önereceğim. Kendilerini zevkle, hazla, ciğerlerimiz titreyerek takip ederdik.
Liste sırasızdır, kavga etmeyin.
- Metin Kahraman: İyi, hoş bir insan, yanlışını ben görmedim. Angelabs’tan çıkardıkarı ideshot‘u da, gelişmelerini de severek beğenerek izliyoruz. Dolu biridir. Kaliteli stuff paylaşır. Hakikaten yakışıklı ve karizmatik olduğunu da itiraf etmeliyim
- Burak Bayburtlu: Gadget inceleme konusunda Türkiye’de ender isimlerden biridir. Severek, sayarak izlerdik. Eğlenceli bir insandır, fırsatı olan herkes tanışmalı, benim olmadı şahsen.
- Ekim Nazım Kaya: Hoş bir Türk girişimci-yazar. Her ne kadar botégo fikrinin kısmen üzerine konulduğunu öğrendiğimde üzülmüş olsam da önemli olan geliştirmek diyorum ve bu tip bir modeli Türkiye’de nasıl uyguladıklarını izlemekten keyif alıyordum. Merve‘ye (lol ebru olmuş) aynı şeyi iki defa söyletmeyi başaran insanlardan sayarım kendimi. Boş şeyler paylaşmazdı hani. Kendisiyle güzel hukukumuz da vardı.
- Eray Endeş: “İyi biridir, çok efendidir.” Türkiye’nin very important blogger’ıdır, eski topraklardandır. Tertip ettiği Blog Ödülleri, türündeki yarışmaların ülke bazına indirgenmiş en başarılı örneği olarak gösterilebilir ve adım adım ülkemizi bir koldan muasır medeniyet seviyesine taşımakta. Dediği(m) gibi efendidir, kendisiyle kavgamız olmazdı. İnancımız tam; tam gaz yola devam.
- Ahmet Kakıcı: İyi bir developer’dır, coder abimdir saygı duyuyorum. Epey bilir, doludur, duygusaldır. Zevkle takip ederdim. Boş paylaşım yapmazdı. Blogunda da iyi yazar.
Gelecekte, bu tip bir listede yer almak istiyorsanız friendfeed hesabımı bloklayabilirsiniz, hatta iyi çocuk olursanız şirinleri görebilirsiniz.
Ahmet Alp Balkan tarafından 17 Temmuz 2009 tarihinde yazılmıştır. (Hayatın İçinden) 3 Yorum »
…tıpkı şu aralar yaptığım gibi.