GrupGuru ile Röportaj: Grup Alışveriş Modeli

Ahmet Alp Balkan tarafından 30 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Site İncelemeleri)   1 Yorum »

Son zamanlarda Türk e-ticaret siteleri arasında yepyeni bir iş modeli patlak verdi. Bir ay içinde aynı iş modelini yapan 10 kadar girişim hayata geçti. Yurt dışında Groupon‘un bir süredir gerçekleştirdiği ve iyi paralar kazandığı bu model Türkiye’de şimdiden bir rekabet ortamını oluşturdu. Her gün yenilerinin açıldığını hatırlatmakla birlikte şu an aktif olan bu sitelerden çoğu şöyle: Grupanya, Grupfoni, Şehir Fırsatı, Markapon, Ekoloni, Kipru, Grupca, Fırsatını Yarat, Fırsat Kuponu, Fırsatçıyız, Grubal

Merak konusu olan ise bu kadar hızlı çıkan girişimden kaçının 1-2 yıl gibi bir süre sonra hala ayakta kalabileceği. Benim görüşüm de çoğunluk gibi, en iyi reklamı yapıp en iyi satışı yapabilenin diğerlerini zamanla piyasadan eleyeceği yönünde. Buna ek olarak, grup alışverişinin toplumun belli (niş) kesimleri için özelleştirilebileceğini de düşünüyorum. Örneğin, sporcular için grup fırsatları yaratan siteler, eğitimler için grup fırsatları yaratan siteler zamanla ortaya çıkabilir. Zamanla pazarı ele geçirecek siteler, diğerlerini bünyelerine katıp yollarına devam edebilirler. Sonucu zaman gösterecek. Şimdilik aşağıdaki istatistikler pazarın büyüklüğü hakkında biraz bilgi verecektir. Devamını Oku »


mySchoolog’dan Öğrendiklerim

Ahmet Alp Balkan tarafından 5 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Hayatın İçinden, Müşteri-Kullanıcı Algısı, Site İncelemeleri)   15 Yorum »

Hikaye 2007 yılında Web 2.0 kelimesinin Türkiye’de kullanılmaya başlandığı ilk zamanlara dayanıyor. Daha doğrusu ne olduğuna dair mantığın dünyada anlaşıldığı zamanlardan bir yada iki yıl sonrasına… Lise 2′de okuyorum ve Romanya’da uluslar arası bir programlama yarışması olduğunu öğreniyorum. Buna katılmak için bir proje düşünüyorum. O zamanlarda da Ajax gibi teknolojiler revaçta. Bişiy yaparım ben bunla ki düşüncesiyle bir web projesi yapmaya başlıyorum. Konu da öğrencilerin okul hayatlarını internet üzerinden yönetebilmesi için tasarlanan, her yerden erişilebilen, pratik bir web servisi. Sonra mySchoolog doğdu.

Hata 1: Web 2.0′ı yanlış anlamak

Web 2.0, Web 3.0, Web x.0… ne olduğu hiç fark etmez. Öncelikle metodolojiden ziyade trendin felsefesiyle ilgilenmelisiniz. Fiziksel özellikler çabuk değişir fakat bir trendi ayakta tutan insanların zihniyetidir, kullanıcı alışkanlıklarıdır. Örneğin Web 2.0 dendiğinde akla gelen şeyler aşağı yukarı şunlardı:

  • İçeriği kullanıcı üretecek
  • Güzel bir logo olacak, logonun aşağıya doğru ters ayna görüntüsü olacak
  • Kullanıcılarla iletişim kutucukları pop-up şeklinde açılacak
  • Renkli container’ların ve kutucukların köşeleri yuvarlak olacak
  • 10pt-12pt gibi ufak yazılar kullanmak yerine daha kısa öz ve rahat okunabilen yazılar.
  • İçerik etiketleme, içeriğin diğer kullanıcılarla paylaşımı (sosyal ağ mantığı)
  • Sayfa baştan yüklenmeden değişen dinamik içerikler (Ajax)
  • Her web servisinin bir blog’u olacak. Blog olmasa bile çeşitli konularda RSS sağlanacak.

Bu tip bir çok web 2.0 karakteristiği mySchoolog’da oldukça güzel bir şekilde uygulanıyordu. Fakat kullanıcıların %90′ının umrunda olmayan şeyler bunlar. Kullanıcı alışkanlıklarını kazanabilen, basitliği ve yüzeyselliği sağlayabilen siteler rakiplerine göre maça önde başlıyorlar. Önemli olan teknik altyapı veya ufak detaylar değil, kullanıcının sistemi niye kullanması gerektiğidir, sistemin uygulanabilirliğidir (fizibilitesidir).

Her şeyden önce uygulanabilir ve tutacak fikri bulmak oldukça önemli.

Hata 2: Az bilgiyle çok iş yapmak

Dönüp mySchoolog yazılımının kaynak kodlarına baktığımda kendim bile anlayamadığım bir sistem mevcut. Öncelikle sistemi kodlayacak yazılımcı(lar)ın kullanacakları programlama diline, veritabanı teknolojilerine hakim olmaları gerek. Yazılımcı, programlama dilinin design pattern’larını (tasarım örüntüleri – arayüz tasarımı ile ilgili bir konu değildir) iyi bilmeli ve piyasadaki en kullanışlı ve proje sürecinde en uygun adaptasyonu sağlayabilecek framework’leri kullanmalıdır. Kullandığı dilde piyasadaki en son gelişmeleri bilmelidir.

Örneğin ben yarım yamalak PHP bilgimle ve MySQL kullanımımla bir sistem ortaya çıkarmıştım fakat sonradan bir çok test yapmak zorunda kaldım. Kimi bug’ı kendim buldum, kimilerini de kullanıcı bildirimleri sayesinde öğrendim. Fakat yazdığım uygulama 10,000 kullanıcıda şimdiye kadar sorun çıkarmasa da aynı anda sitede gezen 50 kişi belki de kaos olacaktı. Bu yüzden eğer altyapı kodlanacaksa işin eri birinin bunu yapması gerek.

Arayüz tasarımı konusu ise başlı başına bir bela idi. Oturup uzman olmadığım XHTML, CSS, JavaScript gibi konularda bir şeyler öğrenmeye çalışarak bir arayüz çıkardım. Hala kendi yaptığım arayüzü (duygusal bağlarımdan ötürü) seviyorum, fakat bir çok tasarımcıya göre tam bir felaket. Birkaç görüntü atraksiyonu yapabilmek için harcadığım o kadar zamanın bugün bana kattığı bilgi açısından boşa gitmediğini düşünüyorum. Ben javascript kütüphanesi olarak prototype+script.aculo.us kullanıyordum fakat bugün jQuery’e eklenen ufak tefek eklentiler benim saatler verip yaptığım ve bug içeren şeyleri neredeyse sorunsuz olarak sunuyolar. Belki de o zaman jQuery’den haberdar değildim, piyasayı iyi araştırmamışım bu benim hatam. Arayüz işini de konuyu bilen yapmalıdır. Devamını Oku »


Takip Ettiğim Teknik Olmayan Bloglar

Ahmet Alp Balkan tarafından 2 Şubat 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Hayatın İçinden, Site İncelemeleri)   Yorum Yazılmamış »

Takip ettiğim development bloglarından sonra programlama gibi teknik konularla ilgisi olmayan eğlenceli blogları da yazmaya karar verdim. İşte şimdi klasik bir listeye hazır olun. (aşağıdaki bloglar arasında herhangi bir sıralama yapmadım)

  • Webrazzi: Türk web girişimleri ve internet pazarından gelişmeler, dünya pazarından güzel haberler.
  • Farketing: Pazarlama üzerine kısa kısa düşünceler.
  • Uğur Özmen: İş hayatı ve başka bir kaç konu üzerine güzel yazılar.
  • xkcd: Geek işi hoş karikatürler.
  • Turkcell Blog: Turkcell’in resmi şirket blogu.
  • Eatliver: Komik resimler ehehe.
  • The Next Web Türkiye: Webrazzi gibi ama bazen daha farklı hoş piyasa haberleri.
  • Fikir Bulutu: Bazen güzel fikirler hakkında yazılar.
  • Erhan Erdoğan: Sosyal medya ve web piyasasına dair incelemeler, öngörüler.
  • mObsession: Mobil dünya üzerine güzel yazılar.

Bunlar dışında Güneşin Tam İçinde, Fikir Atölyesi, Nahnu, Bobiler de güzel rss feed’lerine sahip kültürel yanınızı geliştiren zaman geçirgeçleri :) Aslında çok da düzenli blog okumadığımı fark ettim.


Takip Ettiğim Development Blogları

Ahmet Alp Balkan tarafından 28 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.  (Hayatın İçinden, Programlama & Teknoloji, Site İncelemeleri)   15 Yorum »

Bir süredir içimden takip ettiğim development bloglarını sizlerle paylaşmak geliyordu. Siz de rss readerınız ile takip edebilirsiniz. Herhangi bir sıralama yapmadım.

  • Base Teknoloji: Güzel makaleler geliyor arada, keşke daha sık yazılsa.
  • İleriSeviye Blog: Emre Sevinç tarafından tutulan güzel bir blog. NLP ve open source hakkında güzel şeyler çıkabiliyor.
  • Android Developers Blog: Android platformundan ve yeni SDK’lardan haberler.
  • Google Research Blog: Google’ın Computer Science disiplinlerine katkıda bulunduğu alanlar ve çıkardığı paper’lar hakkında ufak yazılar.
  • Google Code Blog: Her developer’ın takip etmesi gereken, Google API’ları ve developer tool’ları hakkında haberler.
  • Invalid Opcode: Orta yaşa yaklaşmış bir fizikçi abimiz tarafından yazılıyor. Daha düne kadar eleştiri ve yorumlara kapalıydı. Şimdi açılmış daha interaktif, daha iyi olmuş. Güzel makalelere ve projelere linkler verilebiliyor.
  • Karalamalar: Emre Erkan’dan güzel bir blog. Kulak dolgunluğu edinilebilir.
  • Bulutlararası: Cloud computing ile çok ilgisi yok ama piyasadan güzel gelişmeler bildiren bir blog.
  • Scripting News: RSS’nin ve podcast’in mucidi Dave Winer’dan güzel sohbetler.
  • InfoQ: Üye olup istediğiniz konularla ilgili feed’ler alabiliyorsunuz. Yazılım süreçleri ve enterprise konular içeren bir blog.
  • High Scalability: Ölçeklenebilirlik üzerine güzel bir blog. Sık ve güzel yazılar yazılıyor.
  • Bilal Akçay:  Kulak dolgunluğu.
  • Derin Deli Mavi: Yazanıyla (bluekid) henüz tanışmadığım ama tez zamanda tanışmak istediğim bir blog. Computer Vision ve AI üzerine güzel yazılar, makaleler, projeler yazılıyor. Okunası…
  • Facebook Engineering’s Facebook Notes: Facebook’un development blogu desek yeridir belki de. Güzel optimizasyon teknikleri düşüyor.
  • Abhi’s Weblog: Hindistanlı bir kardeşimizden PHP ve Memcached üzerine güzel yazılar.
  • Bilgisayar Kavramları: Her eve lazım, algoritmalar, trickler, süper şeyler blogu. Sadi Evren Şeker tarafından yazılıyor. Öğrenecek çok şey olduğunu hatırlatan 800+ yazıya sahip ciddi bir blog. Hep yazılsın, hiç kapanmasın.
  • void page: Nurettin Onur’un blogu. Kulak dolgunluğu olsun diye okumak gerek.

Ek olarak Burcu Doğan (Observed), Hüseyin Mert, Ahmet Kakıcı, Coding Horror takip etmekte de yarar var. Atladığım varsa kimse kusura bakmasın :)

Sizlerin de önerilerini duymak isterim. Sizler bunlara benzer hangi blogları takip ediyorsunuz?

Not: Resim “Coder girl” şarkısının klibinden. İzlemek için tıklayın.


İnternet Haberciliği mi Reklam Sitesi mi: İnternethaber

Ahmet Alp Balkan tarafından 18 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.  (Müşteri-Kullanıcı Algısı, Site İncelemeleri)   12 Yorum »

Yıllardır içimde biriktirdiğim bir kin var İnternetHaber‘e. Özetle:

  • Kesinlikle taraflı bir haber anlayışları var. Hadi Özışık beyin her ne kadar açık görüşlü biri olduğu çeşitli mecralarda tartışıladursun, başında bulunduğu gazete, halkın IQ seviyesi 35-40′ı aşmayan kesimine yönelik hazırlanan “kutsal kitaba küfür eden kızın ibretlik sonu”, bobiler.org‘dan (ç)aldıkları resimleri “ehe çok komik” tavırlarıyla fotoğraf galerilerinde yayınlayan saçma sapan bir (haber portalı demeye ağzım varamıyor) site.
  • Reklamverenlere sahte rakamlar sunuyorlar, dakikada bir açık tuttuğunuz sayfalar yenileniyor. 12 yaşında gençlerin sitelerinde uyguladığı bir yöntem belki de.
  • Editöryal ekip Türkçe bilmiyor! Editöryal demeyelim ona kontrolcü diyelim çünkü onbinlerce kişinin okuyacağı bir yazıdaki imla ve yazım hatalarını düzeltecek kadar Türkçe bilmiyorlar. İmla hatalarıyla dolu başlığa sahip bir haber gün boyu manşet kalabiliyor.
  • Reklam fışkırıyor. Ana sayfasına girdiğinizde %70 ihtimalle tam ekran reklamla karşılaşırsınız ve 8 saniye sonra sizi ana sayfaya yönlendirir. Ana sayfaya girdiğinizde çeşitli firmaların verdiği reklamlar sayfanın %60‘ını kaplıyor. Üstelik Flash reklamlar Firefox’ta sayfanın üstünü kapatıyor ve linklere tıklamanıza engel oluyor.
  • Haber sitesi mi mi reklam panosu mu? Elbette reklam panosu. Sadece bir haberin sayfasındaki “diğer haberler” başlığını size göstermek istiyorum: Listenenen %80′i içinde markaların reklamları (web site adresleri dahil) bulunuyor. Üstelik bunu “ekonomi haberleri” diye yayınlıyor olsalar bile ekonomik bir açıklama olabilirdi fakat onlar sadece ürün reklamları yayınlamayı uygun görüyor olmalılar. (“bu konutlarda herşey var” başlığını işaretlemeyi unutmuşum, ayrıca imla hatasını da göz ardı etmeyiniz) İçeriğinde pegasus, monster.com, bankalar vb. bir çok firmanın kendinizi sokakta yürüyormuş gibi hissettiren reklamları. Örneğin, Pizza Hut’ın satılması haberi ekonomi kısmında incelenebilir ama ana sayfada çıkan 4 manşetin ikisi sol sütundaki işaretli ilk iki haber. Bu da bize haber sitesi değil, reklam panosu olduğunu ispatlamış oldu.internethaberBir kavramı hatırlatmakta fayda var. Türkiye ve halkı kesinlikle iyiyi hak etmiyor, çünkü daha kötüsünü hak ediyor. Bütün bu manşet anlayışı, üç kağıtçılıklar ve özensizlik aynen sizi yansıtıyor, halkımızı yansıtıyor.
  • Teşekkürler İnternethaber.

Kendini “İnternet medyası” ilan eden, üstüne “bize yasa çıkarın” diyen bu sahteciliğe ne basın kartı verilmeli, ne (kendilerine taktıkları dışında) bir ünvan.

Dipnot: 2 yıldır haber yorumlarında yorum yazan kişinin adıyla yorumun başlığı arasına bir karakter boşluk koyamayan geliştiriciler, internethaber logosu çalınmasın diye (sanki çalıp ne yapılabilirse artık?) overlay 1*1 piksellik boş resim koymuşlar. Komik :)

Yıllardır içimde biriktirdiğim bir kin var İnternetHaber‘e. Ama bir yandan da nedense hala kullanıyorum. Özetle:

  • Kesinlikle taraflı bir haber anlayışları var. Hadi Özışık beyin her ne kadar açık görüşlü biri olduğu çeşitli mecralarda tartışıladursun, başında bulunduğu gazete halkın içinde bulunanve IQ seviyesi 35-40′ı aşmayan insanlara yönelik hazırlanan “kutsal kitaba küfür eden kızın ibretlik sonu”, bobiler.org‘dan (ç)aldıkları resimleri “ehe çok komik” tavırlarıyla fotoğraf galerilerinde yayınlayan saçma sapan bir (haber portalı demeye ağzım varamıyor) site.

Digg + Stumbleupon = DIGGSTR!

Ahmet Alp Balkan tarafından 16 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.  (Site İncelemeleri)   3 Yorum »

diggstr logoBildiğiniz gibi StumbleUpon, takip ettiğiniz kategorilerdeki popüler siteleri ziyaret etmeniz için öneri olarak size getiren ve beğendiklerinizi saklamanıza yarayan bir çeşit sosyal imleme sitesi. Araç çubuğu (toolbar) veya firefox eklentisini indirdikten sonra ilgi alanlarınızı seçiyorsunuz ve Stumble! tuşuna bastıkça o konuda popüler siteler geliyor. (Ben canım sıkıldığında yeni siteler, makaleler keşfetmek için kullanıyorum.

Digg‘in sahip olduğu büyük sosyal imleme potansiyeli ile stumbleupon gibi tavsiye motoru (recommendation engine) yapılabileceğini akıl eden geliştiriciler bu servisi çıkarma ihtiyacı duymuşlar. Adı da diggstr. StumbleUpon gibi henüz bir toolbar’ı yok ve ayarlarınızı üyelik ile tutan bir sisteme de sahip değil. Sadece “digg it” yaparak beğendiğiniz bağlantıları saklayabiliyorsunuz. Bunun yanında kaynak olarak digg’i kullanığı için ve digg’de daha çok  stuff değil story tabanlı olduğundan önerilen siteler geneldeblog yazıları, haberler vb. oluyor.

Benim diggstr’e (aynı zamanda iframe ile çalışan diğer recommendation sistemlerine) önerim şu olurdu: Kullanıcılar yeni siteler keşfederlerken üstteki sabit frame’de gelecek sonraki sitenin başlığı gösterilebilir ve kullanıcının sonraki siteyi önceden başlığına bakarak beğenmemesi durumunda o site atlanarak sonraki önerinin getirilmesi sağlanabilir.

Sistemin resmi olarak digg firması ile bir ilgisi yok, sadece onların sağladığı web servislerini kullanıyorlar ve imleme işini de digg’e yönlendiriyorlar. İlk etapta öneri motorunu da sistemi de başarılı bulmadığımı belirterek StumbleUpon’a selam ederim :) Bu arada geçenlerde duydum, belki işinize yarayabilir, StumbleUpon’da sadece Türkçe siteleri de keşfedebileceğiniz bir ayar mevcutmuş. (fakat Türkçe başlıklı siteleri kaydederken karakter problemleri olduğunu hatırlatmakta yarar var.)

*StumbleUpon’da takip ettiğim kategoriler: computer science, computer security, computers, programming, self improvement, science, internet, java, operating systems, instant messaging, databases, php, web development. ;)