Ahmet Alp Balkan tarafından 2 Şubat 2010 tarihinde yazılmıştır. (Hayatın İçinden, Site İncelemeleri) Yorum Yazılmamış »
Takip ettiğim development bloglarından sonra programlama gibi teknik konularla ilgisi olmayan eğlenceli blogları da yazmaya karar verdim. İşte şimdi klasik bir listeye hazır olun. (aşağıdaki bloglar arasında herhangi bir sıralama yapmadım)
- Webrazzi: Türk web girişimleri ve internet pazarından gelişmeler, dünya pazarından güzel haberler.
- Farketing: Pazarlama üzerine kısa kısa düşünceler.
- Uğur Özmen: İş hayatı ve başka bir kaç konu üzerine güzel yazılar.
- xkcd: Geek işi hoş karikatürler.
- Turkcell Blog: Turkcell’in resmi şirket blogu.
- Eatliver: Komik resimler ehehe.
- The Next Web Türkiye: Webrazzi gibi ama bazen daha farklı hoş piyasa haberleri.
- Fikir Bulutu: Bazen güzel fikirler hakkında yazılar.
- Erhan Erdoğan: Sosyal medya ve web piyasasına dair incelemeler, öngörüler.
- mObsession: Mobil dünya üzerine güzel yazılar.
Bunlar dışında Güneşin Tam İçinde, Fikir Atölyesi, Nahnu, Bobiler de güzel rss feed’lerine sahip kültürel yanınızı geliştiren zaman geçirgeçleri
Aslında çok da düzenli blog okumadığımı fark ettim.
Ahmet Alp Balkan tarafından 28 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır. (Bilgisayar & Teknoloji, Hayatın İçinden, Site İncelemeleri) 15 Yorum »
Bir süredir içimden takip ettiğim development bloglarını sizlerle paylaşmak geliyordu. Siz de rss readerınız ile takip edebilirsiniz. Herhangi bir sıralama yapmadım.
- Base Teknoloji: Güzel makaleler geliyor arada, keşke daha sık yazılsa.
- İleriSeviye Blog: Emre Sevinç tarafından tutulan güzel bir blog. NLP ve open source hakkında güzel şeyler çıkabiliyor.
- Android Developers Blog: Android platformundan ve yeni SDK’lardan haberler.
- Google Research Blog: Google’ın Computer Science disiplinlerine katkıda bulunduğu alanlar ve çıkardığı paper’lar hakkında ufak yazılar.
- Google Code Blog: Her developer’ın takip etmesi gereken, Google API’ları ve developer tool’ları hakkında haberler.
- Invalid Opcode: Orta yaşa yaklaşmış bir fizikçi abimiz tarafından yazılıyor. Daha düne kadar eleştiri ve yorumlara kapalıydı. Şimdi açılmış daha interaktif, daha iyi olmuş. Güzel makalelere ve projelere linkler verilebiliyor.
- Karalamalar: Emre Erkan’dan güzel bir blog. Kulak dolgunluğu edinilebilir.
- Bulutlararası: Cloud computing ile çok ilgisi yok ama piyasadan güzel gelişmeler bildiren bir blog.
- Scripting News: RSS’nin ve podcast’in mucidi Dave Winer’dan güzel sohbetler.
- InfoQ: Üye olup istediğiniz konularla ilgili feed’ler alabiliyorsunuz. Yazılım süreçleri ve enterprise konular içeren bir blog.
- High Scalability: Ölçeklenebilirlik üzerine güzel bir blog. Sık ve güzel yazılar yazılıyor.
- Bilal Akçay: Kulak dolgunluğu.
- Derin Deli Mavi: Yazanıyla (bluekid) henüz tanışmadığım ama tez zamanda tanışmak istediğim bir blog. Computer Vision ve AI üzerine güzel yazılar, makaleler, projeler yazılıyor. Okunası…
- Facebook Engineering’s Facebook Notes: Facebook’un development blogu desek yeridir belki de. Güzel optimizasyon teknikleri düşüyor.
- Abhi’s Weblog: Hindistanlı bir kardeşimizden PHP ve Memcached üzerine güzel yazılar.
- Bilgisayar Kavramları: Her eve lazım, algoritmalar, trickler, süper şeyler blogu. Sadi Evren Şeker tarafından yazılıyor. Öğrenecek çok şey olduğunu hatırlatan 800+ yazıya sahip ciddi bir blog. Hep yazılsın, hiç kapanmasın.
- void page: Nurettin Onur’un blogu. Kulak dolgunluğu olsun diye okumak gerek.
Ek olarak Burcu Doğan (Observed), Hüseyin Mert, Ahmet Kakıcı, Coding Horror takip etmekte de yarar var. Atladığım varsa kimse kusura bakmasın
Sizlerin de önerilerini duymak isterim. Sizler bunlara benzer hangi blogları takip ediyorsunuz?
Not: Resim “Coder girl” şarkısının klibinden. İzlemek için tıklayın.
Ahmet Alp Balkan tarafından 18 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır. (Müşteri-Kullanıcı Algısı, Site İncelemeleri) 12 Yorum »
Yıllardır içimde biriktirdiğim bir kin var İnternetHaber‘e. Özetle:
- Kesinlikle taraflı bir haber anlayışları var. Hadi Özışık beyin her ne kadar açık görüşlü biri olduğu çeşitli mecralarda tartışıladursun, başında bulunduğu gazete, halkın IQ seviyesi 35-40′ı aşmayan kesimine yönelik hazırlanan “kutsal kitaba küfür eden kızın ibretlik sonu”, bobiler.org‘dan (ç)aldıkları resimleri “ehe çok komik” tavırlarıyla fotoğraf galerilerinde yayınlayan saçma sapan bir (haber portalı demeye ağzım varamıyor) site.
- Reklamverenlere sahte rakamlar sunuyorlar, dakikada bir açık tuttuğunuz sayfalar yenileniyor. 12 yaşında gençlerin sitelerinde uyguladığı bir yöntem belki de.
- Editöryal ekip Türkçe bilmiyor! Editöryal demeyelim ona kontrolcü diyelim çünkü onbinlerce kişinin okuyacağı bir yazıdaki imla ve yazım hatalarını düzeltecek kadar Türkçe bilmiyorlar. İmla hatalarıyla dolu başlığa sahip bir haber gün boyu manşet kalabiliyor.
- Reklam fışkırıyor. Ana sayfasına girdiğinizde %70 ihtimalle tam ekran reklamla karşılaşırsınız ve 8 saniye sonra sizi ana sayfaya yönlendirir. Ana sayfaya girdiğinizde çeşitli firmaların verdiği reklamlar sayfanın %60‘ını kaplıyor. Üstelik Flash reklamlar Firefox’ta sayfanın üstünü kapatıyor ve linklere tıklamanıza engel oluyor.
- Haber sitesi mi mi reklam panosu mu? Elbette reklam panosu. Sadece bir haberin sayfasındaki “diğer haberler” başlığını size göstermek istiyorum: Listenenen %80′i içinde markaların reklamları (web site adresleri dahil) bulunuyor. Üstelik bunu “ekonomi haberleri” diye yayınlıyor olsalar bile ekonomik bir açıklama olabilirdi fakat onlar sadece ürün reklamları yayınlamayı uygun görüyor olmalılar. (“bu konutlarda herşey var” başlığını işaretlemeyi unutmuşum, ayrıca imla hatasını da göz ardı etmeyiniz) İçeriğinde pegasus, monster.com, bankalar vb. bir çok firmanın kendinizi sokakta yürüyormuş gibi hissettiren reklamları. Örneğin, Pizza Hut’ın satılması haberi ekonomi kısmında incelenebilir ama ana sayfada çıkan 4 manşetin ikisi sol sütundaki işaretli ilk iki haber. Bu da bize haber sitesi değil, reklam panosu olduğunu ispatlamış oldu.
Bir kavramı hatırlatmakta fayda var. Türkiye ve halkı kesinlikle iyiyi hak etmiyor, çünkü daha kötüsünü hak ediyor. Bütün bu manşet anlayışı, üç kağıtçılıklar ve özensizlik aynen sizi yansıtıyor, halkımızı yansıtıyor.
- Teşekkürler İnternethaber.
Kendini “İnternet medyası” ilan eden, üstüne “bize yasa çıkarın” diyen bu sahteciliğe ne basın kartı verilmeli, ne (kendilerine taktıkları dışında) bir ünvan.
Dipnot: 2 yıldır haber yorumlarında yorum yazan kişinin adıyla yorumun başlığı arasına bir karakter boşluk koyamayan geliştiriciler, internethaber logosu çalınmasın diye (sanki çalıp ne yapılabilirse artık?) overlay 1*1 piksellik boş resim koymuşlar. Komik
Yıllardır içimde biriktirdiğim bir kin var İnternetHaber‘e. Ama bir yandan da nedense hala kullanıyorum. Özetle:
- Kesinlikle taraflı bir haber anlayışları var. Hadi Özışık beyin her ne kadar açık görüşlü biri olduğu çeşitli mecralarda tartışıladursun, başında bulunduğu gazete halkın içinde bulunanve IQ seviyesi 35-40′ı aşmayan insanlara yönelik hazırlanan “kutsal kitaba küfür eden kızın ibretlik sonu”, bobiler.org‘dan (ç)aldıkları resimleri “ehe çok komik” tavırlarıyla fotoğraf galerilerinde yayınlayan saçma sapan bir (haber portalı demeye ağzım varamıyor) site.
Ahmet Alp Balkan tarafından 17 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır. (Bilgisayar & Teknoloji) 8 Yorum »
Bir çoğumuz dizüstü bilgisayar (notebook, netbook vb.) alırken satıcı firmaların içine Windows işletim sistemini yüklenmiş olarak sattıklarını biliyoruz. Bir yerde son kullanıcıya satış yapıldığını düşünecek olursak kullanımı (benim görüşüme göre) hâlâ en kolay ve en basit anlaşılır arayüze sahip işletim sistemi Windows. Bu yüzden kurulu olarak gelen bir işletim sistemi olacaksa Windows olması makûl oluyor.
Yine de profesyonel kullanıcının aldığı bilgisayara Linux dağıtımları gibi ücretsiz veya başk ücretli işletim sistemlerini yükleme isteği var ise bilgisayarı satın alırken farkında olmadan ödediği Windows lisans ücretini ödeyerek bilgisayarı alması zaten çok mantıklı değil. Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) e-posta listesinden bildiriyorum:
“Pardus Kullanıcıları Derneği başkanı ve LKD üyesi bir avukat Tüketici Mahkemesine açtığı dava sonucu bilgisayar ile birlikte alınması zorunlu kılınmış olan Windows işletim sisteminin ederini faiziyle birlikte geri alma hakkını kazandı. [...] Bu davanın sonucu olarak özgür işletim sistemi kullanıcıları gibi yasal işletim sistemi lisanslarına sahip kullanıcılar dava açmak yerine, satıcı firmanın zorluk çıkarması durumunda, mahkemenin verdiği örnek karar ile tüketici heyetine başvurarak, masrafsız bir şekilde istemediği işletim sistemini iade ederek ederini geri alabilir. ”
Şimdi sırada farkında olmadan her bilgisayar alışında Windows lisansına 100$’a yakın (emin olmamakla beraber belki de daha fazla) para yatıran son kullanıcıyı bilinçlendirmek kalıyor. Ben de bu yazıyı okuyan blog sahibi arkadaşlardan özgür yazılımı destekleyenleri veya ülke ekonomisinin iyiliğini düşünenleri bloglarında bu konuyu dile getirmeye davet ediyorum.
NOT: Bilinçlendirme kampanyası içeren bu yazıyı bu notla beraber aynı şekilde blogunuzda/sitenizde kopyalayarak yayımlayabilirsiniz.
Bu davanın sonucu olarak özgür işletim sistemi kullanıcıları gibi yasal
işletim sistemi lisanslarına sahip kullanıcılar dava açmak yerine,
satıcı firmanın zorluk çıkarması durumunda, mahkemenin verdiği örnek
karar ile tüketici heyetine başvurarak, masrafsız bir şekilde
istemediği işletim sistemini iade ederek ederini geri alabilir.
Ahmet Alp Balkan tarafından 16 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır. (Site İncelemeleri) 3 Yorum »
Bildiğiniz gibi StumbleUpon, takip ettiğiniz kategorilerdeki popüler siteleri ziyaret etmeniz için öneri olarak size getiren ve beğendiklerinizi saklamanıza yarayan bir çeşit sosyal imleme sitesi. Araç çubuğu (toolbar) veya firefox eklentisini indirdikten sonra ilgi alanlarınızı seçiyorsunuz ve Stumble! tuşuna bastıkça o konuda popüler siteler geliyor. (Ben canım sıkıldığında yeni siteler, makaleler keşfetmek için kullanıyorum.
Digg‘in sahip olduğu büyük sosyal imleme potansiyeli ile stumbleupon gibi tavsiye motoru (recommendation engine) yapılabileceğini akıl eden geliştiriciler bu servisi çıkarma ihtiyacı duymuşlar. Adı da diggstr. StumbleUpon gibi henüz bir toolbar’ı yok ve ayarlarınızı üyelik ile tutan bir sisteme de sahip değil. Sadece “digg it” yaparak beğendiğiniz bağlantıları saklayabiliyorsunuz. Bunun yanında kaynak olarak digg’i kullanığı için ve digg’de daha çok stuff değil story tabanlı olduğundan önerilen siteler geneldeblog yazıları, haberler vb. oluyor.
Benim diggstr’e (aynı zamanda iframe ile çalışan diğer recommendation sistemlerine) önerim şu olurdu: Kullanıcılar yeni siteler keşfederlerken üstteki sabit frame’de gelecek sonraki sitenin başlığı gösterilebilir ve kullanıcının sonraki siteyi önceden başlığına bakarak beğenmemesi durumunda o site atlanarak sonraki önerinin getirilmesi sağlanabilir.
Sistemin resmi olarak digg firması ile bir ilgisi yok, sadece onların sağladığı web servislerini kullanıyorlar ve imleme işini de digg’e yönlendiriyorlar. İlk etapta öneri motorunu da sistemi de başarılı bulmadığımı belirterek StumbleUpon’a selam ederim
Bu arada geçenlerde duydum, belki işinize yarayabilir, StumbleUpon’da sadece Türkçe siteleri de keşfedebileceğiniz bir ayar mevcutmuş. (fakat Türkçe başlıklı siteleri kaydederken karakter problemleri olduğunu hatırlatmakta yarar var.)
*StumbleUpon’da takip ettiğim kategoriler: computer science, computer security, computers, programming, self improvement, science, internet, java, operating systems, instant messaging, databases, php, web development.
Ahmet Alp Balkan tarafından 13 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır. (Bilgisayar & Teknoloji, Müşteri-Kullanıcı Algısı) 5 Yorum »
Bugün internet pazarında var olan on binlerce yeni nesil web sitesinin önemli bir kısmı üyelik kaydı alarak kullanıcılarına hizmet sunuyor. Fakat yeni açılan servislerde, kullanıcıyı servise kayıt olmaya ve sürekli kullanmaya teşvik etme konusunda çok ciddi strateji hataları olduğunu düşünüyorum.
Yeni nesil web servislerinin çoğunun kaderi, büyük bir sitede/blogda duyurulduktan sonra 1-2 günde binlerce ziyaretçi tarafından akına uğraması, çok şanslıysa slashdot & digg effect gibi durumlara düşmesi, daha sonradan bir önceki günün karekökü şeklinde azalan ve nihayetinde 1 ay sonra iki basamaklı ziyaretçi sayılarına ulaşıyor olması oluyor. Google Analytics kullananlar da bilir ki bu servislerde en çok ziyaret edilen sayfa ana sayfa olup kullanıcıların %90′dan fazlası sadece ana sayfaya bakıp çıkarlar.
Elbette bu kısım biraz da üzerine çok düşülmemiş ve gelecek planı iyi kurgulanmamış web servislerinin yaşadığı kaderdi. Üzerine belli bir yatırımda bulunulan ve emek gösterilerek pazarlama & tanıtımıyla uğraşılan bir projenin kaderi böyle olmaz. Fakat yine de kullanıcıyı servisinizden kaçırmak için elinizden geleni yapabiliyorsunuz. Devamını Oku »